yemek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yemek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Nisan 2012 Pazartesi

soğan doğramayı sevmeyenlere pratik bir yöntem

Ben soğanı yemeyi çok seven ama doğrarken gözyaşlarına boğulduğum için uğraşmayı sevmeyen biriyim. Bunun için pratik bir yöntem buldum ve sizinle paylaşmak istiyorum.
Şöyle ki;
Pazardan iri soğanlar alınır ve eve gelip başlanır soyulmaya, bakılır soyarken bile gözlerden yaşlar akıyor hemen Serpil’ ce bir fikirle şu gözleri neyle kapatsam ki diye düşünülmeye başlar ve bir ampul yanar o anda. Şu ana kadar alıp da hiç kullanmadığım deniz gözlüğü evet yanlış duymadınız deniz gözlüğü takılınca hiç boşluk kalmadığı için soğanın göz yakıcı damlacıkları da gözlerinizi yaşartmaz. Arada bir camları buğulanıyor ama bir iki silersiniz o da olur biter.

Neyse soğanları soyduk mu hemen robota atıp çok da suyunu çıkartmadan yemeklik doğranmasını izliyoruz. Ve doğranan soğanlarımızı streç filme birer yemeklik olarak sarıp depfreezimizin derinliklerine atıveriyoruz. 
Çalışan ve soğan doğramaktan bıkan sevmeyenler için ideal çözümdür benden söylemesi.

1 Nisan 2012 Pazar

serpil' e özgü kısır

Merhabalar, benim bu "esse dünyam" neredeyse bir yemek bloguna dönüşmek üzere...Nedense hep yaptığım ve beğeneceğinizi umduğum tarifleri yayınlamak geliyor içimden. Ama umarım yakın zamanda yaptıgım el işlerini de sizinle paylaşabilirim..
Sevgili görümcemin her Ankara'ya gidişimizde bizler için yağtığı kısırı taklit etmeye çalıştım. Ama nedense her yapışımda aynı malzemeleri koysamda asla onunki gibi yapamıyorum. Sanırım bu onun hamaratlı ellerinin hüneri...
Tarifimiz şöyle;
  • ince köftelik bulgur (istege bağlı miktarda)
  • sıcak su
  • 1 limonun suyu
  • biber salçası ve domates salçası
  • sarımsak
  • bolca köfte baharı (inanılmaz yakışıyor)
  • zeytinyağı
  • az miktarda tuz. 
Salçalar ve zeytinyağı kısa bir süre kavrulduktan sonra limon suyu, tuz, bolca köfte baharı, ince doğranmış sarımsak ve tuz, üzerine çıkacak kadar sıcak su konmuş ince bulgurun üzerine dökülür ve kabın kapağı kapatılarak yaklaşık 20 dk yani yeşillikleri hazır edene kadar bekletilir ve yumuşayınca bulgur bir süre yoğurulur.
Ayrı bir yerde;
  • taze soğan
  • marul
  • domates
  • kornişon turşu (isteğe bağlı bu benim zevkim)
  • yeşillik
  • nar ekşisi
  • sumak ve pul biber 
Hazırlanıp iyice yumuşamış olan bulgurun üzerine katılarak karıştırılır. Yanında marul, roka ve tavşan kanı bir çayla servis edilir.
Not: Açıkçası içine konan malzemeler için ölçü vermedim çünkü bu aslında sizin neyi ne kadar yoğunlukta isteğinize bağlı diye düşünüyorum.

18 Mart 2012 Pazar

minik köstebek pasta

Uzunca bir süredir post girmeyen ben, tatlı bir tarifle geri dönüyorum:)

Çok da fazla tatlı sevmeyen canım eşimin gelecek misafirlerimize ne yapsam diye sorduğumda tarif ettiği tatlıyı ben minik köstebek pastalarına benzetince dur dedim şunu yapayım.
Daha önce dr oetkerin hazır köstebek pastasını yapmıştım ama içi sadece krem şanti olunca hiç sevememiştim . Dolayısıyla bir çok tarif araştırıp kendi bildiklerimi de işin içine katınca şöyle bir tarif çıktı ortaya. İlk denemeye göre kendimi lezzet açısından başarılı buldugumu da söylemeliyim;

MİNİK KÖSTEBEK PASTALAR

MALZEMELER:
KEK ;
  • 3 yumurta
  • 3/4 su bardağı toz şeker
  • 1/2 su bardağı sıvıyağ
  • 1/2 su bardağı süt
  • bolca kakao = yaklaşık 4 yemek kaşığı
  • vanilya
  • kabartma tozu
  • 2 su bardağı elenmiş un
Tüm bu malzemelerle bir kek yapıp yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine döküp önceden ısıtılmış fırında kapağını hiç açmadan 150 derecede 20 dk pişirdim. Ben yağlı kağıdın üzerine kekin kolay cıkması için fırçayla sıvıyağ sürmeyi de ihmal etmedim. İyi ki de yapmışım.
(Bu aşamada bir daha ki sefere aynı miktardaki hamuru 2 tepsiye daha ince olarak yaymayı düşünüyorum Çünkü sanki alt katmanı biraz kalın oldu. Daha ince daha hoş olabilirdi diye düşünüyorum.)

Kek biraz soğuduktan sonra çay bardağı yardımıyla böyle yuvarlaklar kestim (toplam 20 adet çıktı) ve üzerlerine yumuşatmak amaçlı fırçayla az miktarda süt sürdüm.

  Yuvarlak kestiğim kek tabanlarına muz dilimlerini koydum
 Yuvarlaklardan arta kalan kek parçalarını rondodan geçirip kırıntı haline getirdim
KREMASI :
  • 2 su bardağı süt
  • 5 yemek kaşığı şeker
  • 3 yemek kaşığı un
  • 1 yemek kaşığı nişasta 
  • vanilya
  • az miktar damla sakızı ve haşhaş ( benekli görüntü yaratmak açısından çok az miktarda koydum ) (damla sakızı ve haşhaş isteğe bağlı koyulmasa da olur)
Bunların hepsini orta ateşte iyice karıştırarak pişirip, hafif soğuyunca içerisine 1 paket KREMŞANTİ ekledim.
 Muzlu kek dilimlerinin üzerine hazırladığım, sıcak olmayan kremayı koydum. Krema çok sıvı bir kıvamda olmadığından akma yapmıyor.
Kırıntı haline gelen kekleri kremanın üzerine serpiştirerek kremayı kapatmaya çalıştım.
 İsterseniz bu haliyle servis edebilirsiniz; isterseniz yeşil fıstık, pasta süsü veya hindistan cevizi gibi şeylerle de süsleyebilirsiniz
.
Bu güzel pastanın yanına da herkesin patatesten benimse mercimek köftesinden yaptığım sevimli havuçları
servis ettim.


'Toprak temalı' minik menünüz işte böylece hazır...
...AFİYET OLSUN...

7 Ocak 2012 Cumartesi

Ertesi Akşama Yapılan (Yakılan) Yemekler

Son 1-2 haftadır, akşamları eve gelip yemek hazırlamak zor geldiğinden 1 gün sonrasının akşamına yemeklerimi yapma telaşı içine düşmüştüm. İlk olarak pancar salatası için düdüklü tencereme pancarları koyarak başladım işe ve odaya geçip daldım internete, blog dünyasına. Tam 1,5 saat sonra eşimin 'ocakta ne pişiriyordun? ' sorusuyla kendime geldim. Düdüklü tencereden acayip tırsan ben onu nasıl alıp soğuk suyun altına tuttum bilmiyorum. Ama o kadar şanslıyım ki tencerenin kapağını düzgün takmadığım için hava kaçırmış ve dolayısıyla tam kıvamında pancarlar elde etmiştim.
          2. vaka ise şöyle gelişti. Bir akşam fırın çalıştıktan sonra sıcaklığı boşa gitmesin diye ertesi akşam yiyeceğimiz bal kabaklarını dilimleyip fırın tepsisine yaydım ve her şeyi yeniden sıfırlayarak odaya geçtim. Yine eşimin o tarafa geçmesi ile ev yanık kokularıyla karşıladı beni. Fırın tepsisini aldığımda bal kabakları artık turuncu değil siyahtılar.
       Ve yakma işleminde son noktayı da gerçekleştirdim. Ispanakları tencereye koyup odaya geldim ve başladım blog okumaya, pc kasıp da dur biraz ara vereyim dediğimde 45 dakikadır ocakta pişen ıspanaklarımın yanık kokusunu duydum burnumda. Tüm bunlar için kendime acayip şekilde kızgındım . En kısa zamanda yapmam gereken şey İkea' da defalarca görüp bir türlü almadığım pratik zaman ayarlayıcı almak olacak derken bunları anlattığım çok ince düşünceli bir yakınım İkea' dan bana bu zamanlayıcı almış. bunu düşündüğü için çok mutlu oldum ve o günden sonra sürekli bunu kurarak hareket ettiğim için hiç bir şeyi yakmadım da:) Kesinlikle tavsiye ederim.
                           Herkese mutlu pazarlar!