22 Nisan 2012 Pazar

keçeden kapı süsü

İşte karşınızda uzun süredir uğraştığım ama aslında yapması çok basit olan şeker gibi kapı süsüm...

Uzun uzun anlatmaya gerek yok diye düşünüyorum; alttaki köpük halkayı aldıktan sonra istediğiniz renk örgü iple sarıyor ve üzerine kalın keçelerle yaptığınız çiçekleri dikip dikip yapıştırıyorsunuz.

 Üzerine yapacagınız motifler aslında sizin zevkinize kalmış çiçekler yerine başka motifler de yapabilirsiniz... 
Mesela ben boş kalan yarıya belki ilerde 1 ya da 2 adet de kelebek yaparım diyorum, bakalım :) 
 
Benden size ilham olsun...
mutlu pazarlar:)

2 Nisan 2012 Pazartesi

soğan doğramayı sevmeyenlere pratik bir yöntem

Ben soğanı yemeyi çok seven ama doğrarken gözyaşlarına boğulduğum için uğraşmayı sevmeyen biriyim. Bunun için pratik bir yöntem buldum ve sizinle paylaşmak istiyorum.
Şöyle ki;
Pazardan iri soğanlar alınır ve eve gelip başlanır soyulmaya, bakılır soyarken bile gözlerden yaşlar akıyor hemen Serpil’ ce bir fikirle şu gözleri neyle kapatsam ki diye düşünülmeye başlar ve bir ampul yanar o anda. Şu ana kadar alıp da hiç kullanmadığım deniz gözlüğü evet yanlış duymadınız deniz gözlüğü takılınca hiç boşluk kalmadığı için soğanın göz yakıcı damlacıkları da gözlerinizi yaşartmaz. Arada bir camları buğulanıyor ama bir iki silersiniz o da olur biter.

Neyse soğanları soyduk mu hemen robota atıp çok da suyunu çıkartmadan yemeklik doğranmasını izliyoruz. Ve doğranan soğanlarımızı streç filme birer yemeklik olarak sarıp depfreezimizin derinliklerine atıveriyoruz. 
Çalışan ve soğan doğramaktan bıkan sevmeyenler için ideal çözümdür benden söylemesi.

1 Nisan 2012 Pazar

serpil' e özgü kısır

Merhabalar, benim bu "esse dünyam" neredeyse bir yemek bloguna dönüşmek üzere...Nedense hep yaptığım ve beğeneceğinizi umduğum tarifleri yayınlamak geliyor içimden. Ama umarım yakın zamanda yaptıgım el işlerini de sizinle paylaşabilirim..
Sevgili görümcemin her Ankara'ya gidişimizde bizler için yağtığı kısırı taklit etmeye çalıştım. Ama nedense her yapışımda aynı malzemeleri koysamda asla onunki gibi yapamıyorum. Sanırım bu onun hamaratlı ellerinin hüneri...
Tarifimiz şöyle;
  • ince köftelik bulgur (istege bağlı miktarda)
  • sıcak su
  • 1 limonun suyu
  • biber salçası ve domates salçası
  • sarımsak
  • bolca köfte baharı (inanılmaz yakışıyor)
  • zeytinyağı
  • az miktarda tuz. 
Salçalar ve zeytinyağı kısa bir süre kavrulduktan sonra limon suyu, tuz, bolca köfte baharı, ince doğranmış sarımsak ve tuz, üzerine çıkacak kadar sıcak su konmuş ince bulgurun üzerine dökülür ve kabın kapağı kapatılarak yaklaşık 20 dk yani yeşillikleri hazır edene kadar bekletilir ve yumuşayınca bulgur bir süre yoğurulur.
Ayrı bir yerde;
  • taze soğan
  • marul
  • domates
  • kornişon turşu (isteğe bağlı bu benim zevkim)
  • yeşillik
  • nar ekşisi
  • sumak ve pul biber 
Hazırlanıp iyice yumuşamış olan bulgurun üzerine katılarak karıştırılır. Yanında marul, roka ve tavşan kanı bir çayla servis edilir.
Not: Açıkçası içine konan malzemeler için ölçü vermedim çünkü bu aslında sizin neyi ne kadar yoğunlukta isteğinize bağlı diye düşünüyorum.

18 Mart 2012 Pazar

minik köstebek pasta

Uzunca bir süredir post girmeyen ben, tatlı bir tarifle geri dönüyorum:)

Çok da fazla tatlı sevmeyen canım eşimin gelecek misafirlerimize ne yapsam diye sorduğumda tarif ettiği tatlıyı ben minik köstebek pastalarına benzetince dur dedim şunu yapayım.
Daha önce dr oetkerin hazır köstebek pastasını yapmıştım ama içi sadece krem şanti olunca hiç sevememiştim . Dolayısıyla bir çok tarif araştırıp kendi bildiklerimi de işin içine katınca şöyle bir tarif çıktı ortaya. İlk denemeye göre kendimi lezzet açısından başarılı buldugumu da söylemeliyim;

MİNİK KÖSTEBEK PASTALAR

MALZEMELER:
KEK ;
  • 3 yumurta
  • 3/4 su bardağı toz şeker
  • 1/2 su bardağı sıvıyağ
  • 1/2 su bardağı süt
  • bolca kakao = yaklaşık 4 yemek kaşığı
  • vanilya
  • kabartma tozu
  • 2 su bardağı elenmiş un
Tüm bu malzemelerle bir kek yapıp yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine döküp önceden ısıtılmış fırında kapağını hiç açmadan 150 derecede 20 dk pişirdim. Ben yağlı kağıdın üzerine kekin kolay cıkması için fırçayla sıvıyağ sürmeyi de ihmal etmedim. İyi ki de yapmışım.
(Bu aşamada bir daha ki sefere aynı miktardaki hamuru 2 tepsiye daha ince olarak yaymayı düşünüyorum Çünkü sanki alt katmanı biraz kalın oldu. Daha ince daha hoş olabilirdi diye düşünüyorum.)

Kek biraz soğuduktan sonra çay bardağı yardımıyla böyle yuvarlaklar kestim (toplam 20 adet çıktı) ve üzerlerine yumuşatmak amaçlı fırçayla az miktarda süt sürdüm.

  Yuvarlak kestiğim kek tabanlarına muz dilimlerini koydum
 Yuvarlaklardan arta kalan kek parçalarını rondodan geçirip kırıntı haline getirdim
KREMASI :
  • 2 su bardağı süt
  • 5 yemek kaşığı şeker
  • 3 yemek kaşığı un
  • 1 yemek kaşığı nişasta 
  • vanilya
  • az miktar damla sakızı ve haşhaş ( benekli görüntü yaratmak açısından çok az miktarda koydum ) (damla sakızı ve haşhaş isteğe bağlı koyulmasa da olur)
Bunların hepsini orta ateşte iyice karıştırarak pişirip, hafif soğuyunca içerisine 1 paket KREMŞANTİ ekledim.
 Muzlu kek dilimlerinin üzerine hazırladığım, sıcak olmayan kremayı koydum. Krema çok sıvı bir kıvamda olmadığından akma yapmıyor.
Kırıntı haline gelen kekleri kremanın üzerine serpiştirerek kremayı kapatmaya çalıştım.
 İsterseniz bu haliyle servis edebilirsiniz; isterseniz yeşil fıstık, pasta süsü veya hindistan cevizi gibi şeylerle de süsleyebilirsiniz
.
Bu güzel pastanın yanına da herkesin patatesten benimse mercimek köftesinden yaptığım sevimli havuçları
servis ettim.


'Toprak temalı' minik menünüz işte böylece hazır...
...AFİYET OLSUN...

22 Şubat 2012 Çarşamba

eurovision şarkımız

Bu akşam itibariyle Can Bonomo' nun Eurovision şarkısını dinledik. Ben gayet başarılı buldum. Önce biraz çocuk şarkısı gibi geldi ama bu bence şarkının çok hareketli ve eğlenceli olmasından kaynaklanıyor. Dinledikçe kulaklarda daha iyi bir yer edineceğine inanıyorum. 
Can Bonomo' nun tarzına ve o naif duruşuna hayran oldum. Bence çok alçakgönüllü biri o. 
E bir de İzmir' liymiş kendisi, bu açıdan da bir beğenme durumu söz konusu olmuş olabilir. 
Hemşerim ne de olsa.
İzmir deyince akan sular durur bende.
Şarkıyı da hemen paylaşmak istiyorum siz de dinleyip yorumlarınızı yapailirsiniz. 
Parçanın adı "love me back"


Can Bonomo' nun bu şarkısını da yani "meczup" u da herkes gibi bende çokça beğeniyorum, siz de dinlemediyseniz bir dinleyin dedim. 
Değişik bir tarzı var bu çocuğun. Love me back' te de sanırım 27 adet farklı enstrüman eşlik etmiş şarkıya.


Açıkçası ben ilk defa ilk dinleyişte beğendim bir Eurovision şarkımızı, tabi bir de Sertab'ın şarkısı var ilk dinlediğimde begendiğim. Zaten o da 1. miz olmuştu. 
Bu şarkı için de aynı dileklerimi dile getiriyor ve huzurlarınızdan ayrılıyorum canlarım.

  Bakalım bir daha ki post ne için olacak. 
Karman çorman bir bloggerım  işte ben böyle sevin beni :)

21 Şubat 2012 Salı

bioderma

Merhabalar;
Blog okumaya başladım başlayalı herkesin “Bioderma Sensibio H20” yu ne kadar övdüğünü görüp almaya karar verdim ve ne kadar da doğru bir karar verdiğimi gördüm. Online alışverişin rahatlığını seveyim, ben fikrimi değiştirmeden hemen hassascilt.com dan siparişlerimi verdim ve bir blogger arkadaşın önerisiyle sepete bir de “Bioderma Sebium Al” attım akneler’ le savaş için.


Yaptığım bu alışveriş 2 günde elime ulaştı. Ayrıca indirimde olduğu için 1 adet fiyatına 2 adet 500 ml’ lik Bioderma Sensibio H20 ve 1 de 100 ml’ lik yavrusuna kavuştum. Gerçi bir çok yerde fiyat bu şekilde. Toplam alışveriş yanılmıyorsam 76 tl idi ve kargo ücreti de ödemedim.  
Ürünlerle ilgili yorumlarım şöyle olacak. Bioderma Sensibio H20 için güzel düşünen herkese tamamıyla katılıyorum. Bu ne kadar da güzel bir üründür böyle. Önceden yüzünü yıkmaya üşenip geç saatlere bırakan ben, artık eve gelip üstümü değiştirdiğimde ilk işim bir makyaj pamuğunu elime alıp yüzümü temizlemek oluyor. Toplamda 2 ya da 3 pamukla bu işlemi bitiriyorum ve cildim tamamen temizleniyor gözüme kaçtığında bir yakma hissi vermiyor en sevdiğim özelliği de bu, adı üstünde sanki “su”. İçerikten çok anlamam ama sanırım zararlı maddeler içermiyormuş. Bu temizlemenin sonrasında ise bu Sebium Al dediğim kremi sorunlu bölgelere uyguluyorum. Yaklaşık 20 gündür kullanmama rağmen akneler için bir yararını gördüğümü söylemeyeceğim bu kremin. Ha sadece nemlendiriyor o kadar. Kısaca Bioderma Sensibio H20 makyaj çıkarma eziyetini bir keyfe dönüştürmüştür benim için. Tavsiye ederim.

19 Şubat 2012 Pazar

hafta sonu

Merhabalar, bu yazımda da sizlere yeni aldığım bazı kozmetiklerden ve hafta sonu gittiğimiz filmden yani Fetih 1453' ten bahsedeceğim...
Tarihten çok da hoşlanmayan ben bile bu filme gayet merak ederek gittim ve sıkılmadan izledim.3 saat sürüyor ama olsun değer, bence izlenmeli. Yabancılar kadar çok bütçemiz olsaydı daha farklı sahneler çekilebilirdi tabi ki ama bu halde bile anlatmak istediği şeyi gayet iyi anlatıyor.
Biz genelde forum bornova afm de izleriz filmleri. Mybiletten bilet alarak gideriz ve ne bekleme ne de bilet sırası derdimiz olur. 3 tl lik bir işlem parası kesiyor ama olsun o kadarcık:) Bir de filmleri en arkada love seat ta izlemek çok güzel ve rahat:) Söylemeden geçemeyeceğim... Hem my bilet işlemini kullanmanızı hemde fetih 1453 filmini izlemenizi tavsiye ederim.
Ben genelde kozmetik ihtiyaçlarımı Watsons' tan karşılıyorum. Her gittiğimde muhakkak girer bir bakarım. Dün de film çıkışı şu allığı alıverdim hiç düşünmeden ve araştırmadan. Kasa kapanıyor telaşından doğru düzgün incelemeden aldım ama hiç pişman değilim cünkü seviyorum terracota allıkları. Bu biraz simli ama benim için sorun değil. Rengi gayet iyi. miktarı da gayet fazla. (flormar terrecota allık 46 numara)
Daha öncesinde yine hiç araştırmadan aldığım bu allık ise aslında bana göre değil ama kullanmayacağım bir ürün de değil daha yumuşak bir görüntü veriyor. (flormar pretty compact allık P115)
Ve bir de bu cicileri aldım. Renkler muhteşem..
Pastel 17 numara
Pastel 14 numara
ve limited collection ürünü olan 308 numara. Çok güzel bir sarı ama seri üretimde olan bir renk değil.

ve bir de çekiliş haberi: chichom make up tan burada


Bu akşamlık benden bu kadar....